Was ist ODM?

Çözebilmek İçin Anlamak, Anlamak İçin Öğrenmek, Öğrenmek İçin Çaba Gerek…

Optimum Denge Modeli (ODM); felsefe, kişisel gelişim ve psikolojiyi birleştirmeyi amaçlayan bir yaşam modelidir. Kendini, insanı ve hayatı anlamak bu modelin temeli olup, yaşadığımız hayata dair insanlara kullanışlı bir harita ve bir pusula vermeyi amaçlıyor. Çünkü günümüz koşullarında insanlar yaşam mücadelesi içinde kolayca savruluyor ve bazen de kayboluyor. Ve insanların önce savrulmamak, savrulduklarında ise tekrar dengelerini bulmak için bir haritaya ihtiyaçları var. Optimum denge modeli öncelikle büyük resmi veriyor, sonra her parçayı tek tek işleyip bunların nasıl uygulanabileceğini öğretiyor. Aynı zamanda bilinç ve bilinçaltını doğru yere oturtmayı öğretiyor. İşlediği her konuyu birey, aile, iş dünyası ve toplumsal yapı üzerinden örneklerle herkesin anlayabileceği şekilde anlatıyor. Tüm bunları yaparken de insanları değiştirmeye çalışmıyor. İnsanların kendi dengelerini tekrar bulmaları, değerleriyle barışık yaşamayı tekrar öğrenmeleri için seçimleri insanlara bırakıyor. Eğitime katılanlar; doktorlar, psikologlar, yöneticiler, danışmanlar, mühendisler, iletişimciler, öğretmenler, avukatlar, ev hanımları, öğrenciler. Model spordan eğitime, sağlıktan iş yaşamına, sanattan psikoterapiye kadar her alanda uygulanabiliyor.

 

tamerdAşağıda Optimum Denge Modeli’yle ilgili Tamer Dövücü ile  yapılan kısa bir söyleşi yer almaktadır:

 

– Bu model ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
“Sanırım 2004 yılıydı. Arizona’da Erickson Enstitüsü’nün bir seminerinde (O zamanlar Erickson Enstitüsü’nü Türkiye’de yeni kuruyorduk) Amerikalı eğitimciye trans fenomenlerinin yapısıyla ilgili bir soru sordum ve o da “hiçbir fikrim yok” dedi. Halbuki bu sorunun cevabı beyin-davranış ilişkisinde kilit bir öneme sahipti. Ben cevabı aramaya başladım ve takip eden 1 haftayı nerdeyse uykusuz geçirdiğimi hatırlıyorum. Yaklaşık 1 hafta sonra San Francisco’dan Santa Cruz’a gitmek için havaalanında beklerken bir ışık yandı ve 20 yıldır aradığım soruların hepsi netleşti. Ancak bu netleşen şeyi anlamak bir 7 yılımı daha aldı ve ancak modeli tamamlayabildim.”

 

– Bu modele gerek var mıydı?
Sonuçta kişisel gelişimle ilgili NLP’nin Türkiye’deki öncülerindensiniz, Erickson Enstitüsünü kurdunuz ve psikolog ve doktorlara yıllardır eğitim veriyorsunuz, ayrıca bazı kitap ve dergi editörlükleri yaptınız. Bunlar dışında da Türkiye’ye bir sürü yabancı yöntem geldi zaten. “1999′da ilk kitabım yayınlandığında (Türkiye’den NLP ve Sibernetik Uygulamaları-Beyaz Yayınları) kişisel gelişim alanında gerçekten işe yarayan 4 alan var demiştim. Bunlar sistem düşüncesi ve sibernetik, NLP, Ericksonian metotlar ve bazı enerji uygulamaları idi. Ancak bunları içselleştirmem, doğru yere oturtmam, entegre etmem ve basitleştirmem için 2011 yılına kadar daha çabalamam gerekti. Kişisel gelişim konusunda maalesef seviyesiz pek çok kişi alanda guru edasıyla dolaştığı için ve seviye çok düştüğü için son 5 yıldır uzak duruyordum. Sadece Neuro-Linguistic English’i geliştirmek ve Erickson eğitimleriyle ilgileniyordum.”
“Optimum Denge Modelinin farkı ise insanlara öncelikle büyük resmi vermesi. Yaşadığınız her şeyi ve her türlü sorunu doğru bir şekilde yerine oturtabiliyorsunuz. Çok geniş bir perspektifte farkındalık yaratıyor. Bunu diğer metotlar yapamıyor.
İkinci önemli fark bilinç ve bilinçaltını doğru yere oturtmanızı sağlıyor ve hangi durumda hangisinin işe yarayacağını gösteriyor.
Üçüncüsü yine “nasıl”a odaklanması. Size neyi nasıl yapacağınızı da öğretiyor. Yine çoğu kişisel gelişim eğitiminde bu yoktur.
Dördüncüsü felsefeyle de entegre olması. Yaşamın her alanına uygulanabilir. Örneğin eğitimde benim geliştirdiğim ve 3.5 ayda İngilizceyi öğretebilen ve Cambridge Üniversitesi’nin sınavlarıyla da bunu kanıtlayabilen Neuro-Linguistic English modelinin temelinde de Optimum Denge Modeli var. Bunu her tür eğitime, iş hayatına, psikoterapiye, aile yaşamına veya diğer sosyal bilimlere uygulayabilirsiniz. Başlangıçta bunu bir psikoterapi modeli olarak geliştirmeye başladım ama çok kısa sürede fark ettim ki bu aslında hayatın bir modeli.
Beşincisi de çok basitleştirildi. Sokaktaki insanın rahatlıkla anlayabileceği hale getirildi.”

 

– Eğitimde neyi anlatacaksınız?
İnsanı ve hayatı bir model haline getirmek pek kolay olmadı. Bu çalışma Antropolog Gregory Bateson’un “mantık seviyeleri” modeliyle başladı. Daha sonra Robert Dilts bu modeli geliştirdi. Ben de Dilts’in modelini geliştirdim. Hayatı anlatırken sistem düşüncesi ve sibernetiği bu modele uyarladım. Bilinçli davranışları anlatırken stratejik düşünme modellerini kullandım. Bilinçaltı davranışlarda da ruh hali kontrolü, yetenek gelişimi, anlamların oluşumu ve değişimini, alt kimliklerin rolünü, mutluluk ya da mutsuzluğun nasıl oluştuğunu ve bizim bunların ne kadarını etkileyebileceğimizi anlatıyorum. Bunları anlatırken geliştirdiğim model ve teknikleri de kendim yarattım. İnsanlar ilk defa kendilerini görmeye başlayacaklar.

 

– Bu modeli test ettiniz ya da örneğin psikoloji uzmanlarıyla görüştünüz mü?
Evet. 2005 yılında NLP eğitimleri verirken advanced eğitimlerde ve bireysel uygulamalarda kullandım.
ABD’de Robert Dilts, The Society of NLP’nin başkanı John La Valle, Erickson Enstitüsü Başkanı Jeffrey Zeig ve daha pek çok uluslararası arenadaki duayenle paylaştım. Hepsi de destekledi.
Türkiye’de en büyük uygulaması ise Neuro-Linguistic English olmuştur.

 

– Bundan sonra konuyla ilgili ne tür faaliyetler düşünüyorsunuz?
Şu anda kitabını tamamlamaya çalışıyorum. Sanırım 500-600 sayfa civarı olacak. Muhtemelen önce ABD’de yayınlanacak. Türkiye’de daha sonra çıkacak.
Eğitimin ilk adımı herkese yönelik olacak. Daha sonraki adımlardan 2. basamak eğitime katılabilirsiniz. 2. Basamak uygulama ağırlıklı ve yine herkese yönelik. 3. adımsa psikoterapide kullanımı için sadece psikolog ve doktorlar için.